Yay Erkeği İkizler Kadını Uyumu

Aslan Burcu Mayıs 2018 Yorumları

Aslan Erkeği Nasıl Geri Döner?

21 Nisan 2016 Boğa Burcu Günlük Burç Yorumları

Dolunayın İnsan İlişkileri Üzerindeki Etkisi

Astroloji Okulu 17 Aralık, 14:30'de eklendi

Günümüzde özellikle bilim adamlarının üzerinde sık sık araştırma yaptığı konulardan birisi dolunay ve dolunayın insan davranışlarına olan etkileridir. Kimi otoriteler dolunayın hiçbir şekilde insan davranışları üzerinde etkili olmadığını söylemekte ve buna dayanak olarak yapılan çeşitli araştırmaları göstermektedir. Kimi otoriteler ise tam tersi şekilde dolunay zamanlarında insanların hareketlerinin garipleştiğini ve çevrelerine karşı daha farklı davrandıkları konusunda ısrarcı olmayı sürdürmektedir. Bu nedenle dolunayın insan ilişkilerine olan etkilerini iki taraf açısından da irdelemek ve kararı okuyuculara bırakmak daha doğru olacaktır.

Dolunay İsmi Nereden Gelir?

Dolunay Roma Ay Tanrıçası Luna’nın isminden türetilmiş olup, kelime anlamı olarak Lunacy, yani delilik, cinnet geçirme ve gözü dönmüşlük olarak nitelendirilir. Lunacy kelimesinin İngilizcede yer alan bir diğer anlamı ise ayın farklı konumlarına göre ortaya çıkan çılgınlık halidir.

Dolunay ve İnsan Üzerindeki Etkilerinin Tarihi

Dolunayın insanlar üzerinde olan etkileri konusundaki çeşitli inançlar çok eski dönemlere ve hatta antik zamanlara kadar uzanır. Romalı bilim adamları arasında oldukça ünlü olan ve aynı zamanda Roma ordusunun önde gelen komutanlarından İhtiyar Plini, dolunayın gökyüzünde gözüktüğü gecelerde havada meydana gelen nemin insanların beyni üzerinde aşırı rutubete neden olduğunu savunmakta idi. Bu rutubetin insanların doğru düşünememelerine sebep olduğuna inanan Plini, bu nedenle dolunay gecelerini çoğu zaman kendisini ve ailesini evine kapatarak geçirirdi. Plini aynı zamanda epilepsi ve delilik gibi hastalıkların dolunay zamanında ortaya çıkan rutubetin insanların beynine yaptığı zararlardan ötürü olduğuna inanıyordu. Ancak tabii ki bunların hiçbir bilimsel geçerliliği ve elde tutulurluğu yoktu.

Plini’nin İnancının Günümüzde Geçerliliği

Günümüzde halen Plini’nin başlattığı ve dolunay ile ilgili olan bu düşünce akımı pek çok kesim tarafından kabul görülmektedir. Son yıllarda bazı bilim adamlarının Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayan insanlar üzerinde yaptığı araştırmalar Amerikan halkının yaklaşık %40’nın dolunayın insan ilişkilerini ve davranışlarını etkilediğine inandığını göstermektedir. Halkın yanı sıra akıl sağlığı ile ilgilenen ve bu konuda çeşitli ciddi tezleri olan uzman doktorların da ortalama %80’inin halkın düşüncelerine benzer şekilde dolunayın insanları etkilediğine inandıkları tespit edilmiştir.

Dolunay Üzerinde Yapılan Bilimsel Araştırmaların Sonuçları

Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayan halkın ve pek çok uzman akıl sağlığı doktorunun aksine dolunay ile ilgili yapılan bilimsel araştırmaların neredeyse %99’u dolunayın insan ilişkileri ve davranışları üzerinde hiçbir etkisi olmadığını ispat etmiştir. Yani birçok insan inanıyor olmasına rağmen dolunayın resmi ve kanıtlanmış herhangi bir etkisi bulunmamaktadır.

Dolunayın İnsanları Etkileyen Pek Çok Olay ile İlişkilendirilmesi                             

Bilindiği gibi ayın sürekli tekrar eden ve kendine özgü bir döngü süreci bulunur. Bu döngü ayın en parlak hali olan dolunay ile başlar ve sonrasında yarım aya geçer. Daha sonra ayın en karanlık hali olan yeni aya dönüşür ve en sonda yeniden dolunay olarak son bulur. Bazı uzmanlar, bilimsel hiçbir gerçekliğinin olmamasına rağmen insanların yaptıkları kazaları, alkol bağımlılığını, tacizleri, anksiyete bozukluklarını, depresyonları, kumar oynanmasını, aile içi şiddet gösterenleri ve aşırı dozda ilaç alıp kendini öldürmeye çalışanları dolunay ile ilişkilendirmeye çalışırlar. Bu uzmanlar ayın en aydınlık hali olan dolunayda insanların davranışlarının normalin dışına çıktığını ve normal zamanda asla yapmayı düşünmeyecekleri şeyleri yapabilir hale geldiklerini savunurlar.

Dolunayın İlişkilendirildiği Diğer Önemli Olaylar

Dolunayın yalnızca belirtilen olaylar ile değil, farklı uzmanlar tarafından farklı durumlarla da bağlantılı olduğuna inanılır. Bu olayların içerisinde yasal olarak kabul edilmeyen ilaçların kullanımı, cinayet, çocuk ve adam kaçırma, çeşitli doğal afetler, psikolojik rahatsızlıklar, cezaevlerinde uygulanan şiddetler, kişilerin kendilerine nedensiz yere zarar vermeleri, silah ile yapılan saldırılar, bıçak ile yaralamalar, intihar girişimleri, trafik kazaları ve yemek yemede meydana gelen bozukluklar bulunur. Yani genel olarak bakıldığında aslında sebebi tamamen ”insan” olan pek çok olayın altında yatan etmen olarak dolunay gösterilir.

Popüler Kültürün Dolunay ile İlgili İnanışlara Olan Etkisi

Günümüzde pek çok televizyon ve sinema filminde dolunay korkutucu bir figür olarak betimlenir ve dolunayın çıkması birçok yaratığın kendini göstermesinin sebebi olarak ilişkilendirilir. Örneğin; korku filmlerinin en iyi bilinen karakterlerinden birisi olan kurt adamlar, dolunayın çıktığı zamanlarda insan formlarından kurt formuna dönüşerek etrafa zarar vermeye başlarlar. Bu ve bunun gibi birçok olay insanların dolunay ile ilgili olan düşüncelerini yönlendirir. Televizyonlarda, kitaplarda, dergilerde ya da farklı kanallarda dolunayın insan ve hayvanlar üzerinde olan etkileri insanlara empoze edildiğinden, bilimsel olarak hiçbir gerçekliğinin bulunmamasına rağmen çoğu kişi dolunayın insan ve hayvan davranışlarını büyük ölçüde etkilediğine inanmayı seçer.

Dolunayın İnsanları ve Yaşamı Herhangi Bir Şekilde Etkilemesi Mümkün Değil midir? 

Belirtilen tüm durumların yanında dolunayın bir doğa olayı olması sebebiyle insan ve yaşam üzerinde elbette ki birtakım etkilerinin bulunması doğal karşılanabilir. Yani ay etkisi diye bir konu aslında gerçekten vardır. Önceki yıllarda akademik seviyede gerçekleştirilen pek çok araştırma sonucuna göre insanların geçmiş dönemlerde yani yapay ışıklandırmalar bulunmadan önce dolunayın olduğu günlerde gökyüzünden gelen ay ışığı nedeniyle normalde olduğundan daha geç uykuya daldıkları tespit edilmiştir. Çünkü dolunay zamanlarında gökyüzünün normale göre 250 kat daha aydınlık olduğu bilinmektedir. Bu nedenle yapay ışıklandırmayı günümüzde de kullanmayan pek çok toplumda dolunay, şenlik, eğlence ve parti sebebi olarak gösterilir. Ancak dolunayın bir eğlence unsuru olarak görülmesinin bazı olumsuz yan etkileri vardır. Böyle zamanlarda insanlar parti ya da eğlence amacıyla bir araya gelirler ve normalde olduklarından çok daha fazla kalabalıklaşırlar. Bu da çeşitli talihsiz kazalara sebebiyet verebilir. Neticede insan sayısı arttıkça insan eylemi artacağı için dolunay aslında dolaylı olarak da olsa insanlar arasındaki ilişkileri ve insan davranışlarını etkilemiş sayılabilir.

Somut Deliller ile Kanıtlanan Dolunayın Masumluğu

Modern toplumlarda insanların delirmeleri, acil servislere tıklım tıklım dolmaları ya da kendilerine zarar vermeleri hiçbir şekilde dolunay ile ilişkilendirilemez. Çünkü geçmiş yıllardan bu yana yapılan tüm araştırmalar ve elde edilen somut veriler dolunayın tamamen masum olduğu yönündedir.

Dolunay ile İlgili Başka Bir Teori: Ayın Suya Etkisi

Dolunay ile ilgili ortaya atılan teorilerden başka birisi; su üzerindeki etkisi ile alakalıdır. Bilindiği üzere ayın deniz gibi su dalgası bulunan yerlerde büyük etkileri vardır. İşte bazı uzmanlar insan vücudunun da %70’inin su olduğunu söyleyerek ayın doğadaki sular üzerinde yaptığı etkileri insanlar üzerinde de yapabileceğini savunur. Fakat bu teorinin pek çok açıdan yanlış olduğu oldukça açıktır. Öncelikle ayın su üzerindeki etkileri, okyanus gibi gerçekten muazzam büyüklükteki su kütleleri üzerinde ortaya çıkar. Fakat insan bedeni okyanuslara göre oldukça küçük bir hacme sahip olduğu için ayın denizler üzerinde gösterdiği etkileri insan vücudu üzerinde gösterebilmesi teknik olarak imkansızdır. Ayrıca ayın denizler üzerindeki etkileri sadece dolunayda değil, yarımay ve yeniay zamanlarında da devam eder. Yani ayın suya olan etkisini sadece dolunaya bağlamak tamamen boş bir inançtır. Görülen o ki; dolunayın insan ilişkilerini ve insan davranışlarını doğrudan etkilediği inanışı sadece batıl birer düşünceden ibarettir ve kültürel bir kalıntı olarak nitelendirilebilir.

Yorumlar

Yazıya 1 yorum yapılmış. Sen de fikrini paylaş!

Merve acar 18 Aralık 2016

Yorum daha sonra yapcam